of one - Türkçe İngilizce Sözlük

of one

"of one" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
the bane of one's life i. başının derdi
the bane of one's existence i. başının derdi
incapacity of earning one’s living i. maluliyet
incapacity of earning one’s living i. malullük
the bane of one's existence i. baş belası
the cut of one's jib i. yüz ifadesi
the bane of one's life i. baş belası
the only one of its kind i. nevi şahsına münhasır
the strength of one's fists i. bilek kuvveti
one of a pair i.
summary of one's education i. eğitim durumu
one of his redeeming features i. iyi taraflarından biri
one of a kind i. türünün tek örneği
the father of one child i. bir çocuk babası
lack of a devotion to one´s country or family i. hamiyetsizlik
one's view of life i. hayata bakışı
love of one's life i. hayatının aşkı
insertion of finger into one's nose i. burnunu karıştırma
the peak of one's career i. kariyerinin zirvesinde
the height of one's career i. kariyerinin zirvesinde
insertion of finger into one's nose i. burnuyla oynama
one's general philosophy of life i. dünya görüşü
most of one's time i. zamanının çoğu
zenith of one's fame i. şöhretinin zirvesi
conscious-sense of one’s guilt i. suçluluk duygusu
the father-in-law or mother-in-law of one's child i. dünür
one-tenth of a hectare i. dekar
one out of every three i. her üç kişiden biri
one fourth of i. dörtte biri
one fifth of i. beşte biri
one of the girls i. kızlardan birisi
the shock of one's life i. hayatının şoku
greying of one's hair i. saçlarına ak düşme
one of the wonders of the world i. dünyanın harikalarından biri
one more cup of coffee i. bir fincan kahve daha
one-sixth of the world's population i. dünya nüfusunun altıda biri
one of a kind i. kendine özgü
one of the products i. ürünlerden biri
one third of the patients i. hastaların üçte biri
one out of three of the patients i. hastaların üçünden bir tanesi
soft curve of one's neck i. boynunun yumuşak kavisi
one's all acts of vigilantism i. kural tanımaz tüm davranışları
one of three i. üçte biri
one skilled in the art of marking and protection of security documents i. güvenlik dokümanlarının işaretlenmesi ve korunması konusunda uzman biri
one's next of kin i. yakın akrabası
one of the most famous carnivals i. en ünlü karnavallardan biri
minimum warranty of one year i. en az bir yıllık garanti
one of my favourite i. favorilerimden biri
one of my favorite i. favorilerimden biri
one of my favorite i. favorilerimden bir tanesi
one of my favourite i. favorilerimden bir tanesi
one shoe of a pair i. ayakkabının teki
peak of one's career i. kariyerinin zirvesi
one third of countries i. ülkelerin üçte biri
one of these people i. bu insanlardan biri
one of the worst days ever i. gelmiş geçmiş en kötü günlerden biri
any one of the five senses i. beş duyudan herhangi biri
one of his finest work i. onun en iyi işinden biri
one of our students i. öğrencilerimizden biri
one of seven regions i. yedi bölgeden biri
one of them i. aralarından biri
one of the results i. sonuçlardan biri
denial of one's self i. (kendine) ket vurma
denial of one's self i. kendini inkar etme
denial of one's self i. sınır getirme
denial of one's self i. (kendinden) fedakarlık
denial of one's self i. kendini tutma
denial of one's self i. kısıtlama
denial of one's self i. sınırlama
committee of one i. komitenin görevlerini yerine getirmek üzere atanmış kimse
spend time in the society of one's friends f. arkadaşlarıyla vakit geçirmek
get something out of one's system f. bir şeyden hevesini almak
put one's nose out of joint f. birisini gözden düşürmek
be afraid of one's own shadow f. kendi gölgesinden korkmak
fly by the seat of one's pants f. tecrübesizlik veya birtakım eksiklikler yüzünden sadece içgüdülerine dayanarak idare etmek
put one's nose out of joint f. birisinin ayağını kaydırmak
have the time of one's life f. eğlenceli vakit geçirmek
be out of one's mind f. aklını kaçırmış olmak
know like the palm of one's hand f. avucunun içi gibi bilmek
improve one's quality of life f. yaşam kalitesini artırmak
shout at the top of one's voice f. bar bar bağırmak
shout at the top of one's voice f. avazı çıktığı kadar bağırmak
go out of one's mind f. keçileri kaçırmak
be on the tip of one's tongue f. dilinin ucunda olmak
be afraid of one's own shadow f. gölgesinden korkmak
be captive of one's feelings f. duygularının esiri olmak
keep something in a corner of one's mind f. aklının bir köşesinde tutmak
be relieved of one's obligation f. yükümlülükten kurtulmak
know something like the back of one's hand f. adı gibi bilmek
get something out of one's system f. vücudu bir şeyi atmak
be in control of one's own destiny f. kendi kaderini tayin etmek
come of one's own accord f. ayağı ile gelmek
take one's farewell of f. ayrılmak
let go one's hold of f. serbest bırakmak
give someone a piece of one's mind f. birine verip veriştirmek
look at out of the corner of one's eye f. göz ucuyla bakmak
take leave of one's senses f. aklını kaçırmak
know a place like the palm of one's hand f. avucunun içi gibi bilmek
be at the end of one's tether f. dayanacak gücü kalmamak
be out of one's senses f. aklını kaçırmak
take leave of one's senses f. delirmek
be out of one's mind f. aklı yerinde olmamak
laugh on the wrong side of one's mouth f. gülerken ağlamak
be captive of one's feelings f. duygularına boyun eğmek
be the subject of one's gossiping f. ağzına sakız olmak
lie one's way out of something f. yalan söyleyerek bir işten sıyrılıvermek
be in a world of one's own f. kendi dünyasında yaşamak
deprive of one's possessions f. varını yoğunu elinden almak
the term of one's life to expire f. eceli gelmek
give a piece of one's mind f. ağzına geleni söylemek
come out of one's shell f. açılmak
have one's share of f. nasibini almak
be at the end of one's tether f. son kozunu oynamış olmak
for one's period of suffering to end f. çilesi dolmak
go out of one's mind f. aklını oynatmak
get something out of one's system f. çok arzuladığı bir şeyi arzulamaz olmak
be a shadow of one's former self f. epeyce çaptan düşmüş olmak
become a part of one's store of ideas f. aklında yer etmek
take one's farewell of f. bırakmak
wash one's hands of f. ile ilişiğini kesmek
go out of one's mind f. aklını kaçırmak
let go one's hold of f. salıvermek
live in a world of one's own f. kendi dünyasında yaşamak
keep something in a corner of one's mind f. aklının bir köşesinde bulundurmak
come out of one's shell f. suskunluğu bırakmak
do one's share of a task f. görevini yerine getirmek
fall of one's chair f. küçükdilini yutmak
be a shadow of one's former self f. eski halinden çok düşmüş olmak
put one's nose out of joint f. kıskandırmak
be the master of one's own destiny f. kendi kaderini tayin etmek
do one's full share of work f. üzerine düşeni yapmak
pass out of one's mind f. hatırından çıkarmak
be out of one's mind f. çok öfkeli olmak
look out of the corner of one's eye f. göz ucuyla bakmak
get scared out of one's wits f. üç buçuk atmak
put something out of one's mind f. aklından çıkarmak
shout at the top of one's voice f. avaz avaz bağırmak
put one's nose out of joint f. birisinin işini bozmak
be at the end of one's rope f. çaresiz kalmak
be a shadow of one's former self f. epeyce çökmüş olmak
be of one mind f. hemfikir olmak
shout at the top of one's voice f. yırtınmak
be out of one's senses f. çıldırmak
be out of one's mind f. kafadan kontak olmak
put someone out of one's misery f. birini öldürmek
put someone out of one's misery f. öldürerek acılarına son vermek
put someone out of one's misery f. çaresine bakmak
put someone out of one's misery f. birini sıkıntılı bir durumdan kurtarmak
do one's fair share of the work f. üzerine düşeni yapmak
make the best of one's time f. zamanını iyi kullanmak